Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bir Yomralının “bu bizim elmamız” diyebilmesi…

Dedelerimizin bahçelerinde vardı Yomra elması… Dalından koparıp yediler, sepetlere doldurdular,

Dedelerimizin bahçelerinde vardı Yomra elması…

Dalından koparıp yediler, sepetlere doldurdular, kışa sakladılar. Belki o günlerde kimse “yerel değer”, “coğrafi işaret” ya da “marka” demiyordu. Çünkü Yomra elması zaten Yomra’nın bir parçasıydı. Bahçedeydi, evdeydi, sofradaydı.

Şimdi Eylül sonu gelmişken, yani hasat vakti gelmişken birkaç kelam etmek gerek…

Yıllarca unutulmaya yüz tutan Yomra elmasının yeniden hatırlanması ve sahiplenilmesi gerçekten kıymetli. Coğrafi işaret alınması, yaygınlaştırılmaya çalışılması, geçmişten kalan bu mirasın geleceğe taşınması adına önemli adımlar oldu.

Bir Yomralı olarak işin en çok bu tarafını önemsiyorum.

Yomra’nın köylerinde, mahallelerinde, kırsalında yeniden Yomra elması ağaçları görmek…

Çünkü bir kentin, bir ilçenin kimliği sadece binalarıyla, yollarıyla, meydanlarıyla oluşmuyor. O toprakta yetişen ürünler, dededen toruna aktarılan alışkanlıklar da o kimliğin bir parçası.

Bugün dikilen fidanların belki hemen bir karşılığı olmayacak. Ama yıllar sonra dalları elmayla dolduğunda, bugün yapılan işin değeri daha iyi anlaşılacak.

Asıl mesele de zaten bu elmanın yeniden Yomra’nın günlük hayatının bir parçası olması.

Çocuklarımızın Yomra elmasını yalnızca fotoğraflardan veya büyüklerinden dinleyerek değil, bahçede görerek, dalından kopararak tanıması…

Bir Yomralının başka bir yerde karşısına çıktığında, “Bu bizim elmamız” diyebilmesi…

Dedelerimizin bahçelerinde vardı.

Bizim bahçelerimizde de olsun.

Çocuklarımızın bahçelerinde de…